Yedi Uyuyanlar | Eshab-ı Kehf Efsanesi

Hakkında gerek Hıristiyanlıkta gerekse İslamiyette b irbirinden
farklı pek çok anlahm bulunmasına rağmen, Yedi Uyurlar
ya da Kur’ an’ da isimlendirildiği şekliyle Eshab-ı Kehf
yani Mağara Arkadaşları efsanesi genel olarak şu şekilde
anlatılır:
Geçmiş zamanların birinde, putperest bir hükümdar
kendisini Tanrı ilan eder ve ona secde etmeyenleri türlü işkencelerle
cezalandırır. Bir grup genç, hükümdarın Tanrı
olduğuna inanmaz ve onun zulmünden kaçarak bir mağaraya
sığınırlar. Bu mağarada uzun bir uykuya dalarlar. Uyandıklarında,
ne kadar uyuduklarının farkında değillerdir.
Oysa Tanrı’nın lütfu ile bu uyku yüzyıllarca sürmüş ve böylece
yaşadıkları dönemde başlarına gelebilecek felaketlerden
korunmuşlardır. Çok acıktıklarından, aralarınd an birisini
kendilerine yiyecek alması için şehre gönderirler. Şehre giden
genç, fırından aldığı ekmeğin karşılığında cebindeki
parayı verir. Parayı gören satıcı, gencin define bulduğunu
zanneder çünkü para yüzyıllar öncesine ait bir paradır. Durum devrin hükümdarına iletilir. Paray ı veren genç sorguya
çekilir. Sonunda hikayeyi duyanlar, bu gençlerin yüzy1llarca
süren bir uykuya daldıklarını anlarlar. Tanrının inançlı gençleri
tanrıtanımaz hükü mdarın zulmünden korumak için,
onları ölüm gibi uzun bir uykuya daldırıp uyandırabildiğini
ispatlayan bu olay, ahirete inanmayanlara karşı bir delil olmuştu
r. Dönemin inançlı hükümdarı da bu mucizeyi büyük
bir sevinçle karşılar.
Yüzyıllar boyunca Yedi Uyurlar Efsanesi’nin birbirinden
farklı binlerce yorumu üretildi ve bu konuda çok sayıda
araştırma yapıldı. Hatta Orta Asya’dan Avrupa’nın içlerine,
Rusya’ dan M ısır’ a kadar Yedi Uyurlara ait old uğu söylenen
mağaralara ya da onlarla ilgili çeşitli anlatımlara ve inançlara
rastl amak mümkün (Bkz. Harita l, s. 17). Bugün dahi
Fethullah Hoca olarak b ilinen Fethullah Gülen’i n kendisini
Yedi Uyurların köpeği Kıtmir’e benzetmesi, Ankara Mamak’ta
bir ziyaret yeri olan Zöhre Ana’nın çok katlı modern
bir binanın altına Yedi Uyurlarm mağarası gibi bir mağara
yaptırtması, efsanenin yeni dini akıml arda da yeniden ü retilmeye
devam ettiğinin bir göstergesi. Bu canlılığa paralel
olarak araştırmalar da devam ediyor. Gün geçmiyor ki birileri
televizyonda ya da bir kitapta Eshab-ı Kehf’in mağarasının
aslında nerede olduğunu i lan etmesin.
Elinizdeki kitap, bu efsane ile i lgili Türkiye’ de yapılan
araştırmalar arasında farklı bir okuma yapma iddiasında.
Şimdiye kadar hangi ziyaret yerinin olayın geçtiği asıl mekan
olduğu, kimin daha doğruya inandığı sorgulanarak sadece
farklı din ve u luslardan insanlar arasında değil, Müslüman
Türkler arasında da uzun tartışmalara neden olan bu
inanca, farklı sorularla yaklaşıyor. “Bu işin aslı ne idi?” ya da
“Hangimiz daha doğruyuz?” tartışmalarına girmeden
“Hangimiz nasıl inanmışız, nasıl içselleştirmişiz?”, “Bu
inanç nasıl da yaralarımıza merhem, çaresizliğimize umut
olmuş?” diye sorguluyor. Bu açıdan elinizdeki çalışma, efsanenin
aslında nasıl ve nerede gerçekleştiği üzerine bir araştırma
değil; efsane ile ilgili anlatımların tarihi ve bu anlatımların
hangi bağlamlarda ortaya çıktığının, nasıl ve neden
yeniden üretildiğinin araştırması. “Hangi inanç doğru?”
yerine “kimin nasıl inanmış ve nasıl yorumlamış?” olduğunu
sorgulamak, bu çalışmayı dışlayıcı değil kapsayıcı bir
yorum haline getirdiğinden, elinizdeki metin Yedi U yurlar
Efsanesi anlatımlarındaki yansımalar üzerinden farklı dönem,
toplum ve coğrafyalara bir yolculuğu anlatan bir gezi
kitabına dönüştü.1 Nitekim Yedi Uyurlar Efsanesi,
Anadoluda Süryani, Ermeni, Rum, Kürt, Arap ve Türk,
Anadolu halklarının ve İspanyol, Yunan, Alman, Rus, Faslı,
Cezayirli, Tunuslu, Mısırlı, Yemenli, Suriyeli, Iraklı, İranlı,
Afganistanlı, Uygur ve Endonezyalı, dünyanın farklı köşelerinden
insanların zor günlerindeki umut arayışlarında nasıl
da aynı inançtan direnme gücü aldıklarına bir örnek.
Efsanenin farklı dini ve kültürel çevrelerden gelen insanlar
tarafından tarih boyunca bu derece benimsenip içselleştirilmesinin
nedenleri, ancak efsaneyi oluşturan motifler
mercek altına alınınca açıklık kazanıyor. Özellikle, bir anne gibi koruyan, saklayan, sakınan yüce bir güce olan inanç,
kendini çaresiz hisseden her dilden ve dinden insanın sığındığı
bir liman olmuş. Nitekim bu efsane hem Hıristiyan hem
de İslami gelenekte resmedilirken anne karnındaki bir bebek
gibi mağranın içine sığınmış kıvrılıp uyuyan gençler tasvir
edilmiş. Yedi Uyurlar Efsanesi’nin barındırdığı motifleri ele
alacağım ilk bölüm, efsaneyi böylesine benimsenen bir efsane
haline getiren bu sığınma duygusunu pekiştiren mağara
ve uzun uyku motiflerine tarihi bir bakış sunmayı amaçlıyor.
Sonraki bölümler efsanenin Hıristiyanlık ve İslamiyette
nasıl yayıldığının tarihçesi ya da geçmişten geleceğe farklı
coğrafyalarda Yedi Uyurlar Efsanesi’nin peşinde efsane etrafında
üretilen metinler, resimler ve inançlar takip edilerek
yapılan tarihi bir gezi. Hıristiyanlığın ilk yayıldığı dönemlerde
ortaya çıktığına inanılan efsane, ilk olarak Monofizit
yazında işlenir ve hac yolu üzerinde bulunan kült merkezi
Efes aracılığıyla tüm Hıristiyan dünyasına yayılır. Efsanenin
Kur’an’ da geçmesi, onu İslam kültüründe Hıristiyanlığa göre
daha yaygın bir kült haline getirdiğinden İslami yazında
sıkça işlenen efsaneye, çeşitli dini gruplarca farklı anlamlar
atfedilir. Böylece efsanenin yayıldığı coğrafya Anadolu sınırlarını
da aşar. Sonuç olarak, dünyanın çok farklı yerlerine
yayılan bu efsane hem Hıristiyanlıkta hem de İslamiyette
rengarenk anlatımlara konu olur: Örneğin, 7. yüzyılda Süryani
bir papazın dilinde açlık ve kuraklıktan dolayı umutsuzca
göç eden insanlara u mut vermesi için söylenen bir
ilahi olur. Mısır’ da Mevali mezhebinden olan Müslümanların
Arap ayrımcılığına karşı başkaldırılarında Arap olsun
olmasın inanan herkesin Allah tarafından korunacağına olan
inançlarını ve umutlarını tazeledikleri ziyaretgahların varlık nedeni olur. Halifeliğin gücünün sarsıldığı yıllarda alt sınıflardan
gençlerin oluşturduğu sufi futuvva grupları için ayrıcalıklara
karşı savundukları evrensel ahlakın örneği olur.
Anadolu Moğol işgali altındayken Mevlana’nın da örnek aldığı
ve teselli bulduğu yine Yedi Uyurlar’ dır.
Çoğunlukla korunma ve sığınma ile ilişkilendirilen efsane,
sık sık muskaların da ana teması olmuş. Örneğin tehlikeli
hac yolculuklarında hacıların ceplerinde taşıdıkları
muskalar ya da bir Rus prensesinin boynuna taktığı kolye
üzerine; evlerin d uvarı ve gemilerin üzerine Yedi Uyurların
isimleri yazılarak ya da resimleri yapılarak tehlikelere karşı
sığınma umulmuş.
Sadece metinler, resimler ve muskalarda değil İspanya’
dan Endonezya’ ya birçok ziyaret merkezinde de yeniden
ü retilen, yaşatılan bu efsane, aynı zamanda Müslümanlık ve
Hıristiyanlık arasında da bir köprü olur. Bu durum kendisini
hem efsanenin anlatıldığı metinlerin oluşum sürecinde, hem
de efsane etrafında oluşmuş dünyanın farklı yerlerindeki
bazı kült merkezlerinde gösterir. Örneğin, A rap yarımadası
ve A frika’ da bulunan ziyaret yerlerinde Mevalilik ve
Monofizit hareket arasında çeşitli paralellikler ortaya çıkar.
Aynı benzerlik, Anadolu’ daki kült merkezlerinden Sivas,
Afşin ve M a latya’ da Monofizit hareket ve Anadolu Sufi geleneği
arasında da görülür. Kimisi halen ziyaret edilen kimisi
ise unutulup gitmiş bu kült merkezlerine ayrılan son bölüm,
Hıristiyanlık ve İslam arasındaki iletişimin bazı kesitlerini
sunuyor.
Bu içerik Gerçek Tarih Kulübü tarafından oluşturulmuştur.İçeriğin izinsiz ya da kaynak belirtilip link verilmeksizin kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu‘na göre suçtur.

yedi uyurlar hikayesi
yedi uyurlar isimleri
yedi uyuyanlar hangi şehirde
yedi uyuyanlar filmi
yedi uyuyanlar hikayesi özeti
yedi uyurlar duası
7 uyurlar isimleri ve anlamları
kuranda yedi uyuyanlar

  • Site İçi Yorumlar