İmparator Augustus Kimdir?

augustus kimdir

Ağustos Ayının Sahibi

Bu yazımızda Romanın İlk İmparatoru Augustus Kimdir? Augustus Kitapları Nelerdir? Augustus Neler Yapmıştır? sorularına cevap alacaksınız.

Augustus Nerede Doğdu?

M.Ö. 63’te Roma’da bile değil, bir taşra kenti olan Velletri’de doğdu. Baba tarafı normal vatandaş sınıfından gelen; hizmette liyakat, tarım ve ticaretle zenginleşen, “equester” yani şövalye sınıfına yükselen kimselerdi.

       Ne var ki büyükbaba, Roma aristokrasisinin efsanevi ailesi Julianlardandı ( Julius Caesar’ın kardeşi Julia ile evlenmişti). Bu nedenle bu zeki yeğen, genç yaşlarda tarihin ünlü Julius Caesar’ının dikkatini çekti. Sezar’ın o vakte kadar oğlu yoktu. Yeğenini evlat ve mirasçı edindi. Roma’da evlat edinilenin, edinenden doğanla kanun ve cemiyet adetleri önünde pek farkı yoktu.

       Çocuk elhak talihin ve tarihin ona verdiklerini iyi kullandı. 19 yaşında bu dünya devletinin başına geçti. Kamu hayatında olmayacak bir yasa ve protokol kurnazlığı yaptı; kendini Roma’nın asiller meclisi sayılan Senato’nun başkanı yani “princeps senatus” seçtirdi. Herkes ona “principe” diye hitap ederdi ve dönemine de bu sebeple “principatus” deniyor.

        Dünya tarihinde Senato emsali kurullar çok vardı; bütün Yunan şehirleri hatta Fenike şehri ve onun ardılı Kartacalıların Senatoları vardı. Ama hiçbirinin başkanı yoktu. Senato başkanlığını o icat etti ve devamlı diktatoryayı böylece kurumsallaştırıp yasalaştırdı. Roma 3’üncü asrın sonuna kadar irsî bir monarşi değildi ama bir Bizans imparatorundan, bir Rus çarından, bir Osmanlı sultanından daha yetkili, üstelik bu yetkilerini kanunlaştıran bir başkanı vardı. Bu, Augustus’un Romalı aklının eseridir.

Sullivan, William Holmes; ‘Julius Caesar’, Act III, Scene 2, Marc Antony’s Oration; Royal Shakespeare Company Collection

Zeki Lider: Augustus

 Augustus, Roma’yı, akranlarının oyun oynadığı çağda bir iç harbin ortasında buldu. Sezar’ın intikamını arayanlarla işbirliğine girdi. Marcus Antonius müttefikiydi; Brutus ve Cumhuriyetçi oligarşi taraftarlarını Philipi’de yendiler. Cicero da kurbanlar arasındaydı. Galiba genç Augustus’u bir yönüyle doğru, bir yönüyle yanlış en iyi o tarif etmiştir; “Bu gence rütbeler, unvanlar verin ve sonra alaşağı edin.”

       Edemediler, gerçekçi ve pragmatikti. Kleopatra ve Antonius’u Roma’nın düşmanı ilan etti ve Actium Deniz Savaşı’nda onları yendi. Sezar’ın âşık olduğu ve Antonius’un taptığı kadını tereddütsüz sildi; Mısır zaten imparatorluğundu, Roma’nın bereketli tahıl kaynağını imparatorluğa daha sert biçimde raptetti.

         Sezar bugünkü Fransa’yı, Güney Almanya’yı, bugünkü Macaristan’ı, İspanya’yı, Balkanları, Karadeniz sahillerini, Anadolu’nun merkezi ve batısını, Suriye, Filistin, Mısır’ı ve Kuzey Afrika’nın bir kısmını bu imparatorluğa bağlamıştı. Bugünkü Korinth Adası, Anadolu’da İzmir ve Efesos, Karadeniz’de Sinop, Sezar’ın Romalı kolonileri yerleştirip Latinleştirdiği yerlerdi. Buna bugünkü Çanakkale, Balıkesir yani Alexandria Troas ve Yunanistan’da Nauplion’u (Osmanlı’nın Anabolu veya Mora Yenişehri), Suriye’de Tire ve Hama’yı da katmak gerekir. Ama Mısır, Helenizm’in merkezi halindeydi. Bir yanda eski Mısır’ın Kobt medeniyeti bir yanda Helenizm direnç halindeydi. Filistin ise Aramca konuşuyordu.

        Dünya devletinin bu kesiminde her taraf kurtarıcı mesihlerle doluydu. Augustus’un saltanatının sonunda Hz. İsa doğdu. Tabii henüz ne Filistinlilerin ne de Augustus’un bundan haberi vardı.

Ankara Ona Çok Şey Borçlu

Roma diktatörü kuvvetliydi, imparator başrahipti ve ilahlaştırılmıştı. O, Roma’ya hükmediyordu, karısı Livia’da ona. Roma’nın büyük sanatçılarının onun zamanında çıkması tesadüf değildi. Dostu ve danışmanı Maecenas, Virgilius ve Horatius gibi büyük şairleri onun çevresine soktu. Augustus’un iltifatı kendi isminin de Virgilius’un Aeneid denen bu ölümsüz eserinde yer almasına neden oldu. Her tiyatro oyununun müdavimiydi, müzisyenleri ve şairleri dinleyecek vakti mutlaka bulurdu.

         Damadı Marcus Agrippa, onun tarafından fevkalede yetkili Roam İmar Müdürü (consul) olarak tayin edildi. Bugün dahi hayranlıkla izlediğimiz Palatin tepelerindeki Apollon Mabedi kalıntıları, Pantheon, Marcellinus Tiyatrosu, Consul Agrippa’nın zamanında yapıldı.

         Augustus, yarı yarıya sefil bir şehri mermerleştirmiş; sadece Roma’ya değil bütün imparatorluk coğrafyasına kendi imzasını atmıştır. Galatya’nın başkenti “Ancyra” yani bugünkü Ankara her şeyini ona borçludur. Büyük tiyatrosu be Frigya’dan kalma büyük tapınağın üzerine inşa ettirdiği Augustus Mabedi ile Anadolu’nun tarihi orada yaşıyor. Mabet 5’inci asırdan sonra Bizans kilisesiydi, sonra 15’inci asırda bitişiğine Hacı Bayram Camii yapıldı. 18’inci asrın sonunda mabedi Avusturya Arkeoloji Heyeti Reisi Lonboronski dünyaya tanıttı.

         Augustus’un ünlü “Nutuk”u veya klasik dünyanın “Testamentum Ancyranum” diye tanıdığı metin o duvarlarda kazılıdır. “Res gestae divi Augusti” yani “İlahi Augustus’un tarihi” diye başlar. Savaşları, av partileri, Roma İmparatorluğu için yaptıkları övünçle sıralanır. Bu imtiyazlı metni taşıyan mabedin girişinin karşı duvarında da Yunancası vardır. Binanın “Monumentum Ancyranum-Ankara Anıtı” diye tanınmasının nedeni bu metindir. Augustus’un bu yazıtı buraya kazdırmasının nedeni açıktı; burası, Anadolu’yu geçen orduların uğrak yeriydi be şehir az nüfuslu da olsa bu yüzden her zaman mühim olarak kaldı. İspanya seferi sonunda ölümünden evvel dikilen Roma’daki “Ara Pacis-Barış Sunağı”nın frizleri de knun hayatını resmeder.

Augustus Yönetimde Bir Dahi idi

Augustus, genç yaşta inanılmaz kurnazlıklara Roma tarihinin çakallarını ve aslanlarını atlatmayı bildi. Yeri geldi kendi de yırtıcı bir kaplan oldu, yeri geldi sırtlanlar gibi başkasının devirdiğine son darbeyi vurdu. Talih yardımcısıydı ama ak bahtı kara bahta da dönebilirdi. Sezar’ın akıbetine uğramamak için devletin imkanlarını da kanunları da iyi kullanmayı bildi. Eski çağlarda tarihin kaydetmediği ancak efsanevi hükümdarlar için söz konusu olacak kadar uzun 58 yıllık bir hükümdarlık yaşadı. Roma üst sınıfının mutfağına iltifat etmediği açıktı, yoksa erkenden ölürdü.

         Devlet ancak dahilerin kurabileceği bir mimari eserdir. Ne Sezar veya İskender gibi büyük bir komutandı ne de en büyük kanun koyucuydu. Ama bu özellikleri şahsında yeterince birleştiren tarihin iyi tersim ettiği bir dahiydi. Senato, sevdiği bu diktatöre Sezar’a da yaptığı gibi yılın bir ayının adını tahsis etti: Augustus.

  • Site İçi Yorumlar